Send As SMS

Kategorilerim
Arkadaşlarım
Bağlantılarım

1/3/2007

gümüş balığı

h1

 

 Zamanlardan bir zaman küçük bir kıyı kasabasında genç bir balıkçı yaşarmış.

 

En büyük hayali senelerden beri kimsenin göremediği ama dillerde efsane olmuş gümüş balığını yakalayabilmekmiş. Çok parlak, upuzun kuyruklu bir balıkmış bu gümüş balığı. Her gün daha güneş doğmadan küçük sandalıyla denize çıkar, gece hava kararana kadar da dönmezmiş.

 

Bu gence sevdalı bir kız varmış. Kız her sabah kimseye görünmeden sessizce genç balıkçının gidişini izler, akşam da dönmesini beklermiş. Balıkçıysa o kadar çok istiyormuş ki gümüş balığını kızın farkında bile değilmiş.

 

Günler böyle akıp gidiyor, kızın aşkıysa kalbinde büyüyüp duruyormuş. Bu aşk artık acı veriyormuş genç kıza.

 

Bir gece yatağında doğrulup dua etmeye başlamış. "Ne olurdu sanki gümüş balığı kadar değerim olsa gözünde, onu özlediği gibi özelese, onu beklediği gibi beklese, onu aradığı gibi arasa, onu sevdiği gibi sevse beni Tanrım"....

Ve uyumuş.

 

Gün doğmadan hergün yaptığı gibi gizlice balıkçıyı uğurlamaya gitmiş. O gün çok güçlü bir fırtına varmış. Hiçkimse balık için denize çıkmazken, genç adam tutkusuna yenilerek küçük sandalıyla açılmaya başlamış.

 

Genç kız, "Madem" diye düşünmüş, "Madem benim aşkımı gözün bile görmezken, o balık için ölümü göze alabiliyorsun, bende kendi aşkımı denizlere gömüyorum"... Kendini denize atmış ve ölümü beklemeye başlamış.

 

Ama ölmüyormuş. Anlayamamış önce, suyun altında nasıl nefes alabildiğine aklı ermemiş. Birden geriye doğru baktığında, upuzun, pasparlak kuyruğunu görmüş. İnanamıyormuş...

 

Durmamış, hemen genç balıkçının teknesini bulmaya onu kurtarmaya gitmiş. Ama artık çok geçmiş. Balıkçının küçük sandalından geriye parça bile kalmamış. Cansız bedeni dalgalar arasında sallanıp duruyormuş. Upuzun pasparlak kuyruğunu göstererek boşu boşuna seslenmiş cansız bedene, "bak işte, istediğin gibi oldum, artık gör beni"

 

Genç kız gözyaşları içinde sevdiğine ilk ve son kez sarılmış. "Hayalini kurduğun şey gözlerini okadar kör etmişti ki, aslında yıllardır aradığının ben olduğunu hiç bilemedin...." 

 

 

1/3/2007

trafik cezası

h1

Jack yavaşlamadan önce Takometreye baktı:
Hız limitinin 50 mil olduğu yerde 73 mil ile gidiyordu
ve son dört ay içerisinde dördüncü defa polis tarafından
durduruluyordu. Bir insan nasıl bu kadar şanssız olabilirdi?

Jack arabasını sağa çekti,"İnşallah şu anda yanımızdan
daha hızlı bir araba geçer." diye düşünüyordu.
Polis elinde kalın bir not defteri ile arabadan indi.
Bob? Bu Polis Kiliseden Bob değil mi?
Jack iyice arabasının koltuğuna sindi. Bu durum
bir cezadan daha kötüydü. Kiliseden tanıdığı bir Polis,
arkadaş olduğuna bakmaksızın birini durduruyordu.
Hem de hızlı gidip, trafik kurallarını ihlal ettiği için.

- "Merhaba Bob. Birbirimizi yeniden böyle görmemiz
çok ilginç".

- "Merhaba Jack" Bob gülümsemiyordu.

- "Beni, karımı ve çocuklarımı görmek için eve giderken
yakaladın".

- ''Evet öyle" Bob umursamaz görünüyordu.

- "Son günler eve hep çok geç geldim.
Çocuklarım beni uzun süredir hiç görmedi.
Ayrıca Diana bana bu akşam; patates ve biftek
yiyeceğimizi söyledi.
Ne demek istediğimi anlıyor musun?"

- "Evet ne demek istediğini anlıyorum. Ayrıca trafik
kurallarını ihlal ettiğini de biliyorum." diye cevapladı Bob.

- "Eyvah! Bu taktik fazla işe yaramayacak gibi.
Taktik değiştirmek gerekli" diye düşündü Jack.
"Beni kaç ile giderken yakaladın?"

- "Yetmiş. Lütfen arabana girer misin?" dedi Bob.

- "Ah Bob, bekle bir dakika lütfen. Seni gördüğüm anda
takometreye baktım. Sadece 65 mil ile gidiyordum."

- "Lütfen Jack, arabana gir" diye üsteledi Bob.

Jack canı sıkkın bir şekilde arabasına girdi, kapıyı
çarparak kapattı. Bob not defterine bir şeyler yazıyordu.

- "Bob niye benim ehliyetimi ve araba ruhsatımı
istemiyor ki" diye düşündü Jack. Ne olursa olsun,
bundan sonra kilisede bu adamın yanına oturmaktansa,
birkaç pazar kiliseye gitmeyecekti Jack.

Bob kapıyı tıklatıyordu. Jack arabasının penceresini
5 cm kadar açtı. Bob Jack'a bir kağıt verdi ve gitti.

- "Ceza değil bu" diye kendi kendine söylendi Jack.
Bir anda sevinmişti. Kağıtta şunlar yazıyordu:

"Sevgili Jack, benim bir kızım vardı.
Altı yaşındayken çok hızlı araba kullanan biri tarafından
öldürüldü. Bu kazadan dolayı, adam cezalandırıldı.
3 yıl hapishane cezasıydı bu. Bu adam hapishaneden
çıkınca kendi çocuklarına sarılıp, öpüp, onları tekrar
koklayabildi. Ama ben... Ben kızımı tekrar koklayabilip,
öpebilmek için, cennete gidinceye kadar beklemem gerekiyor.
Bin defa adamı affetmeye çalıştım. Bin kere de başardığımı
zannettim. Belki başarmışımdır, ama hâlâ kızımı düşünüyorum.
Lütfen benim için dua et ve dikkat et Jack, bir tek oğlum kaldı..."

Jack, 15 dakika kadar bir süre yerinden kıpırdayamadı.
Daha sonra kendine gelip, yavaş yavaş evine gitti.
Evine varınca, çocuklarına ve karısına sıkıca sarıldı.
Bob'u şimdi daha iyi anlayabiliyordu.

1/3/2007

ömrü uzatan 7 gıda

h1

Ömrü Uzatan 7 Gıda

Badem, kahve, tarçın, patates, sebze çorbası, zeytinyağı, çay...

 

Amerikan Kanser Araştırmaları Enstitüsü (AICR), 2007’ye sağlıklı bir başlangıç yapmanız için, vücudu kanser, kalp krizi, Alzheimer ve diyabet gibi ciddi rahatsızlıklara karşı koruyan besinlerin listesini açıkladı. Badem: Her gün, bir çay fincanın yarısını dolduracak miktarda, yani 30 gram badem yemeyi ihmal etmeyin. Omega-3 asitli yağları açısından oldukça zengin bir besin olan badem, kandaki kötü kolesterol (LDL) oranını yüzde 4.4 oranında düşürüyor. Badem böylece damar tıkanıklıklarını önleyerek, dolaşım sisteminin düzenli olarak çalışmasını sağlıyor; kalbi koruyor.

 

Kahve: Günde iki fincan kahve, özellikle orta yaşlardan sonra görülen Parkinson ve Tip-2 diyabete karşı vücudu koruyor. Kahvede bulunan kafein maddesi, diyabete yakalanma riskini yüzde 35 azaltıyor. Ayrıca ağrı kesici özelliği de bulunuyor. Ancak kahveyi mutlaka kalsiyum deposu olan sütle için. Böylece kafeinin kemikleri zayıflatmasını engellemiş olursunuz.

 

Tarçın: Her yemekten sonra içinde bir miktar tarçın bulunan bir tatlı yemeyi unutmayın. Tatlı yemek istemiyorsanız, küçük bir çay kaşığı dolusu tarçını doğrudan suya ekleyerek içebilirsiniz. Tarçın kan şekerini düzenliyor, ayrıca sinir sistemini rahatlatıyor. Öte yandan köri baharatının içinde bulunan Tumerik adlı maddenin eklem iltihabını ve romatizmayı önlediğini unutmayın.

 

Patates: Antioksidanlar yönünden çok zengin. Amerikan Tarım Dairesi'ne göre en yararlı 100 besinler arasında 17. sırada yer alıyor. Akciğer kanseri, diyabet ve kalp krizine karşı koruyor. Ancak patatesi kızartmak yerine, yağsız bir şekilde haşladıktan veya fırında pişirdikten sonra yemeyi tercih edin.

 

Sebze çorbası: Doyurucu ancak kalorisiz bir yiyecek olduğu için özellikle kilo vermek isteyenlerin bir numaralı tercihi. Ayrıca, özellikle sebze çorbası sodyum bakımından zengin. Bir kase sebze çorbasında 500 miligram sodyum bulunuyor. Sodyum, sinir sistemi ve kasların düzenli olarak çalışmasını sağlıyor. Ayrıca vücuttaki sıvı miktarının dengesini düzenliyor. Ancak günde 1500 miligramdan fazla sodyum tansiyon ve kalp rahatsızlıkları konusunda tam bir ters etki yaratıyor.

 

Zeytinyağı: Zeytinyağı kanser riskini azaltıyor. Günde 25 ml. zeytinyağı alanların idrarlarında, hücrelere zarar veren “8oxodG” adlı maddenin seviyesinin azaldığını ortaya çıkardı. Zeytinyağı kanserin yanı sıra iyi kolesterol (HDL) oranın artmasını sağlayarak kalbi koruyor, 1 çorba kaşığı zeytin yağında 120 kalori bulunuyor. Bu nedenle günde 6 çorba kaşığını geçmeyin.

 

Çay: Siyah veya yeşil olsun, çayın her türü kanser riskinin azaltılmasında etkili bir rol oynuyor. Çay, kadınlarda rahim kanserine yakalanma riskini yüzde 50 azaltıyor. Göğüs kanseri içinse bu oran yüzde 60'a kadar çıkıyor. Çay ayrıca Alzheimer ve kalp krizine karşı vücudu koruyor.

 

 

KAYNAK DİYET SİTESİ

28/2/2007

EL ÖRGÜSÜ ÇANTA

h1

 

 

 

 

 

 

 

 

28/2/2007

EL ÖRGÜSÜ BOLERO

h1

 

ÇİZİMLERİ AŞAĞIDADIR

KOLAY GELSİN

 

 

 

28/2/2007

BOLERO2

h1

28/2/2007

BOLERO3

h1

28/2/2007

el örgüsü harika bir model

h1

 

OMUZLUK

 

GAYET BASİT. HARAŞO ÖRGÜYLE TAMAMLANAN OMUZLUK VE KOLLUKLAR...

İPİNİZİN KALINLIĞINA VE OMUZ GENİŞLİĞİNİZE GÖRE ŞİŞİNİZE İLMEK ATIYORSUNUZ.

YAKLAŞIK 48 CM OLANA KADAR ÖRÜYORSUNUZ.

30 CM DEN SONRA BOĞAZ KISMINI DAHA DAR HALE GETİRMEK İÇİN HER SIRADAN 2 ŞER İLMEK AZALTMAYI UNUTMAYIN.

KOLAY GELSİN

 

 

 

 

 

 

 

26/12/2006

YILMAZ ERDOĞAN

h1

 

Hepsi Bu

Değişen ben değilim
dönüşen savaş
yaşlanmakla ıslanmak aynı şey:

bir yağmurun gölgesinde ihtiyarlanmak

şimdi ölüm bile yetmiyor
acılarımızı tartmaya
dostlar
alıngan bir sahili pinekliyorlar
bir merhabayı bıçaklar gibi artık
selamlaşmalar

değişen ben değilim
dönüşen savaş

artık zaman bile yetmiyor
yaşadığımızı sanmaya

yine de ışıklar bu kenti
güzelmiş gibi gösteriyor
geceleri...

geceler...
yani
Ahmet Haşim in kafiyeleri...

seni aklıma düşüren
yerçekimi değil
yalancı yıldızlar
öyle uzaksın ki
üflesem soğuyacaksın
sarılsam okyanus

bir aşka yetecek kadar
ve anımsatacak kadar
sebepsiz bir ölümü,
acılarımız
ve kafiyelerimiz var...

işte hepsi bu kadar...

 

Yılmaz Erdoğan

 

 

26/12/2006

merhaba

h1

DAHA ÇOK AZ BİR ZAMAN OLDU BLOGUMU KURALI BİR YAZI EKLEMEK LAZIM ŞİMDİ.....

ŞİMDİ ÇOK YANLIZIM...

ŞÖYLE KOCAMAN FİL YÜREKLİ BİR ARKADAŞIM OLSAYDI KEŞKE .....

İSTANBULUN KİRLİ YÜREKLERİNDEN SIYRILIP PAMUK GİBİ ŞEFKATİYLE SARSAYDI...

ÖZLEMEYE ÖZLEM DUYULAN ŞU GÜNLERDE ÖZLETTİREBİLSEYDİ KENDİNİ....

AHHH NE GÜZEL GÜNLERDİ VAY BE DEĞİL...

NE GÜZEL EĞLENİYORUZ DİYEBİLECEĞİMİZ KADAR DAİMİ BİR DOST...